Her akşam 70 milyondan yoklama alan adam: Radi Hoca
1 Kasım 2011 Salı
TRT'nin son yıllarda gençleri ekran başına toplamayı başardığı en iyi kanallarından biri olan TRT Okul, Radi Hoca'yla her kesimi kucakladı
Türkiye Gazetesi Genç Sayfa editörü Fatih Selek, bugün akıllarda kalacak bir röportaja imza attı. Selek, TRT'nin en sevilen karekterlerinden biri olan Radi Hoca ile görüştü. Ortaya nefis bir röportaj çıktı. Radi Hoca, TRT Okul'un en ilginç siması.
Ağarmış saç ve bıyıkları, siyah gözlükleri, üzerinden çıkarmadığı beyaz önlüğü, mavi gömleği, benekli papyonu ve elinden düşürmeği anteniyle her akşam saat 21:00'de hanelere konuk oluyor. Radi Hoca, sıradan bir halk adamı ama bildiğimiz öğretmen kalıplarının çok dışında biri.
Her alanda uzman. Ama her şeyi herkesin anladığı kadar biliyor. Matematikte hayat matematiğini, beden eğitiminde futbolu anlatıyor. 15 dakikalık program sonunda da öğrencilerden gelen mektupları okuyor. Öyle cevaplar veriyor ki, kırıp geçiriyor.
Radi Hoca'yı canlandıran Murat Özsoy şimdiye kadar gerçek kimliğini gizli tuttu. Ama artan ilgiden dolayı kendini daha fazla saklayamadı. Biz de hocanın sınıfına girdik ve kendisiyle keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.
İstanbul doğumluyum. 2007 yılında Bilgi Üniversitesi Sinema Televizyon bölümünden mezun oldum. Daha sonra Kadir Has Üniversitesinde oyunculuk üzerine yüksek lisans yaptım. Orta okuldan bu yana tiyatroyla uğraşıyorum. Şimdiye kadar ufak tefek projelerim oldu ama ilk defa Radi Hoca ile ekrana çıktım.
Başarılı bir program sergiliyorsun. Seni kim keşfetti?
Sihirli değnek ancak masallarda oluyor. Bunun için çok uğraştım. Daha önce bir skeç programı çekmiştim. Radi Hoca orada bir karakterdi. TRT Okul için böyle bir şey düşünmüşler. Çalışmalarımı göndermiştim. Bana döndüler. Ama mutlaka bir gün keşfedileceğimi biliyordum. Açıkçası gelinen nokta benim hâyâl edemeyeceğim kadar güzel...
Peki bu ilginin arkasında ne var?
İnsanların sevdiği şey, Radi Hoca'nın gerçek olduğuna inandığı taraf. Siyasetten spora kadar gündemle ilgili çok sert eleştiriler yapıyoruz. Çünkü adam yaşayan bir karakter olduğu için herkesin yaşadığı konulara değinmeden geçmiyor. Havadan sudan bir program yapsanız kimse izlemez.
Herkes ÖTV'yi, futbolda şikeyi konuşurken bizim karakterimiz hâyâl aleminde olmasın istedik. Radi Hoca ile fikrimi ortaya koyuyor, kendimi dışa vuruyorum. Tek başıma televizyona çıksam Radi Hoca'nın söylediğinin onda birini söyleyemem. Söylesem de kimse hoş karşılamaz.
Gerçek bir insan gibi algılansın diye onu sakladık. Bir hikaye var ve herkes buna inanmak istiyor. Ben Radi Hoca'yım desem illüzyonu kırmış olurum. İnsanlar gerçekmişim gibi "Hocam hocam" diye mail atıyor. İdealimdeki işi yapıyorum. Öğretmen olmasına rağmen öğrenci gözüyle aktarıyoruz olayları. Bu da ilgiyi artırıyor.
Bu arada TRT'yi de eleştiriyorsun? Hiç şikayet geliyor mu?
TRT'nin istediği şey buydu. Kendi içinde bir eleştiri, dalga geçme mekanizması. Bu, gelişimi getiriyor. Radi Hoca'nın söyledikleri normal insanların da söylediği aynı zamanda. TRT'nın Hoca'ya karşı bir hoşgörüsü var. Hatta çok enteresan bizim yaptığımız eleştiriler kaale alınıyor.
Eleştirdiklerimden de e-mail geliyor, "Hocam böyle demişsiniz" diye. Mutlaka birilerine dokunuyor program. Amacımız taraf olmak değil. Sadece hayatta yaşadıklarımızı yansıtıyorum. Temel amacımız insanlara 'benim de başıma gelmişti' dedirtmek.
Her gün yayınlanan bu programı yazıp oynamak zor olmuyor mu?
Biz haftanın iki gün çekiyoruz ama günlük bir temposu var. Yorucu ama güzel... Okuldan çok sette öğrendim. Çok e-mail geliyor. 'Hocam bu akşam da bunu konuşur musun' diyorlar. 10-15 dakika konuşup gidiyorum zannedenler var. Bu yazılıyor çekiliyor, demiyorlar.
Fikir üretene kadar uzun bir zaman geçiyor ama yazıya başlayınca bitiyor. Gün içinde sürekli notlar alıyorum. Gece uyurken kalkıp yazdığım bile oluyor. Bunlar tamamen zaman verilemez şeyler. Bazen 5 bölümü yazmak 3 günü alıyor. İşin zor tarafı karakterin tek başına konuşuyor olması. Bir bölüm yaklaşık sekiz sayfa.
Üç günde 90 sayfa yazan da var. Ama ince eleyip sık dokuyoruz. 180 bölüm oldu. Bu 180 farklı hikâye demek. Tiplemeler işine girdik. Yakında değişik karakterler de girecek işin içine. En son evini yaptık Radi Hoca'nın. Araba aldık. Karısını göreceğiz. Seyirci gibi izlemek yeni bir şey eklemek istiyorum.
Radi Hoca nereli?
Babam İskenderunlu annem İpsalalı. İki şiveyi de severek kullanıyorum. Radi Hoca'nın şivesine hepsinden bir şey koyuyorum. Tam bir Türkiye profili yani. Onun için izleyicilerden çok tahmin geliyor. Kesin Adanalıdır, Tokatlıdır diye bir sürü yorum yapılıyor.
Program sonunda okuduğun sorular gerçekten izleyiciden mi geliyor?
5 soru okuyoruz. Bunun ikisi internetten geliyor. Facebook'ta 13 bin civarında bir takipçimiz var. Bu, televizyon programına göre iyi bir rakam. Günde 50-60 farklı ilginç soru alıyoruz. Gençler espiriyle karışık sorunlarını dile getiyor. Çok saçma ama bir tespit içeren sorular bunlar.
Ben şahsen beğendiğim bir programın Facebook sayfasına girip 'beğen'i tıklamam. Tıklasam takip etmem. Takip etsem uğraşıp soru göndermem. Metin yazarları bu iş için para alıyorlar. Ama izleyiciler beleşten soru gönderiyor ve katkı veriyor. Kemik bir izleyicisi var.
KENDİME KENDİM OLMADIĞIM İÇİN GÜLÜYORUM
Özellikle blok flütlü müzik eğitimini eleştiriyorsun. Senin derslerle aran nasıldı?
Ben pek ders sevmedim. Sevdiklerim de hocalarından dolayıydı. Bir tarihçimiz vardı mesela, yaşayarak anlatırdı. Onu çok severdim. Analitik geometri ve kimyadan nefret ettim. Müzikten de hiç başarılı olamadım.
Ama ne zaman bu eğitim sistemden çıkıp üniversiteye adım attım. Üç ayda gitar öğrendim. İki ayda ney üflemeye başladım. Hocalarına 'Radi Hoca' lakabını takanlar varmış. Kanalda bir okul ortamı oluşturduk. Ben isterdim Radi Hocamız gibi biri olsun.
Haftada 30 saat ders var. Biri böyle olsa çocuk okula gitmeyi sever. Okul arkadaşların da izliyor seni. 'Aaa bak bizim Murat bu' mu diyorlar?
Televizyona çıkmam kimseyi şaşırtmadı. Ama Radi Hoca'yı izleyip ama benim olduğumu bilmeyen arkadaşlarım çıktı. Bir röportaj sırasında bile çok güldük. Çekimde her halde kırılıyorsunuzdur?
Evet çok gülüyoruz. Çekim aksıyor. Üç programda bir kilitleniyoruz. Kendime, kendim olmadığım için çok gülüyorum. Çekimde olmadı diyorum ama izleyince çok gülüyorum. Gerçekten böyle bir adam olsa ve böyle söylese diye düşündüğümde kopuyorum. Bi gidişle ileride seni çok iyi yerlerde göreceğiz. Nasıl bir hayalin var?
Bir sitkom hayalim var. Yazıp oynamak istiyorum. Film çekmeyi arzu ediyorum. Televizyonun hayatımda her zaman olmasını istiyorum. Çünkü televizyonda sinema da tiyatro da oyunculuk da bir arada. Bir dizide herhangi bir karakter değil ufak bir program olsun benim olsun diye düşünüyorum.
Türkiye'nin her yerini gezdim. Çok çeşitli insan tanımak çok önemli. Doğu'da bir sofraya oturmak benim için bir şans. Boş zamanlarda çok gezdim. Ali Devrim Oğuz / Mersin
Tek ayak üstünde fişi pirize taksak elektirik çarpılma ihtimali yüzde 50 azalır mı?
CEVAP: Azalır oğlum. Hatta şöyle havaya zıplayıp, bir süre asılı kalıp öyle prize takarsan elektrik çarpılma olayı yüzde yüz azalır evladım. Tam tersi emekler pozisyonda, eller kolllar ayaklar dizler ayakta takarsan çarpılma ihtimalin yüzde 200 artar...
Evladım bu işleri bırah. Güvenliğini al, terliklerini giy. Adam gibi güvenliğini al, ellerin ıslak değilken al priza tak. Elektikle uğraşma, elektrik elektronikle uğraş oku adam ol... Erkan Yoğurt / Etiler
Radi Hocam, hız limitleri artırılıyor biliyorum. Ama o ne öyle hocam; 110'dan 120'ye artırılıyor. Ben Ankara'ya 200'le gidiyor, 250'yle geliyorum. Bizi de görsünler.
Sevgili evladım 200'le gidip 250'yle geleni zaten göremezler. Sen bir gider bir gelir bir gider bir gelir sonunla bir yere toslarsın.

Benim sana tavsiyem, eşinle dostunla ailenle vedalaş. Spidi Gonzalesliğin lüzumu yok evladım. İspanyol sıçanlığı yapma. Madem hızlı gitmek istiyorsun bin uçağa 700-800'le git...
Hüngar Cıbıl, Hisar
Hocam, kapalı ayakkabıyı çıplak ayakla giyince neden mantar oluyor? Ayakkabılar mantardan mı yapılıyor?
Sevgili Hünkar, eğer ayaklarını düzenli yıkamazsan veya çıplak ayakla ıslak ıslak ayakkabıyı giyersen ssenin ayağında mantar da olur, mercan da pisi pisi balığı da ahtapot da olur evladım. Kendine bir çekidüzen ver. Yoksa ayakların çeşit çeşit okyanus canlılarıyla dolar evladım. İçimize kaldırdın akşam akşam.
O TÜRKİYE'NİN HOCASI
TRT Okul'da 'Radi Hoca' karakteriyle izleyenleri kırıp geçiren Murat Özsoy, "İnsanlar gerçekmişim gibi "Hocam hocam" diye mail atıyor. Ben isterdim Radi Hocamız gibi biri olsun. Haftada bir ders böyle olsa çocuk okula gitmeyi sever" diyor.Türkiye Gazetesi Genç Sayfa editörü Fatih Selek, bugün akıllarda kalacak bir röportaja imza attı. Selek, TRT'nin en sevilen karekterlerinden biri olan Radi Hoca ile görüştü. Ortaya nefis bir röportaj çıktı. Radi Hoca, TRT Okul'un en ilginç siması.
Ağarmış saç ve bıyıkları, siyah gözlükleri, üzerinden çıkarmadığı beyaz önlüğü, mavi gömleği, benekli papyonu ve elinden düşürmeği anteniyle her akşam saat 21:00'de hanelere konuk oluyor. Radi Hoca, sıradan bir halk adamı ama bildiğimiz öğretmen kalıplarının çok dışında biri.Her alanda uzman. Ama her şeyi herkesin anladığı kadar biliyor. Matematikte hayat matematiğini, beden eğitiminde futbolu anlatıyor. 15 dakikalık program sonunda da öğrencilerden gelen mektupları okuyor. Öyle cevaplar veriyor ki, kırıp geçiriyor.
Radi Hoca'yı canlandıran Murat Özsoy şimdiye kadar gerçek kimliğini gizli tuttu. Ama artan ilgiden dolayı kendini daha fazla saklayamadı. Biz de hocanın sınıfına girdik ve kendisiyle keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.
ONDA BİRİNİ SÖYLEYEMEM
Murat Özsoy kimdir?İstanbul doğumluyum. 2007 yılında Bilgi Üniversitesi Sinema Televizyon bölümünden mezun oldum. Daha sonra Kadir Has Üniversitesinde oyunculuk üzerine yüksek lisans yaptım. Orta okuldan bu yana tiyatroyla uğraşıyorum. Şimdiye kadar ufak tefek projelerim oldu ama ilk defa Radi Hoca ile ekrana çıktım.
Başarılı bir program sergiliyorsun. Seni kim keşfetti?
Sihirli değnek ancak masallarda oluyor. Bunun için çok uğraştım. Daha önce bir skeç programı çekmiştim. Radi Hoca orada bir karakterdi. TRT Okul için böyle bir şey düşünmüşler. Çalışmalarımı göndermiştim. Bana döndüler. Ama mutlaka bir gün keşfedileceğimi biliyordum. Açıkçası gelinen nokta benim hâyâl edemeyeceğim kadar güzel...
İnsanların sevdiği şey, Radi Hoca'nın gerçek olduğuna inandığı taraf. Siyasetten spora kadar gündemle ilgili çok sert eleştiriler yapıyoruz. Çünkü adam yaşayan bir karakter olduğu için herkesin yaşadığı konulara değinmeden geçmiyor. Havadan sudan bir program yapsanız kimse izlemez.
Herkes ÖTV'yi, futbolda şikeyi konuşurken bizim karakterimiz hâyâl aleminde olmasın istedik. Radi Hoca ile fikrimi ortaya koyuyor, kendimi dışa vuruyorum. Tek başıma televizyona çıksam Radi Hoca'nın söylediğinin onda birini söyleyemem. Söylesem de kimse hoş karşılamaz.
Gerçek bir insan gibi algılansın diye onu sakladık. Bir hikaye var ve herkes buna inanmak istiyor. Ben Radi Hoca'yım desem illüzyonu kırmış olurum. İnsanlar gerçekmişim gibi "Hocam hocam" diye mail atıyor. İdealimdeki işi yapıyorum. Öğretmen olmasına rağmen öğrenci gözüyle aktarıyoruz olayları. Bu da ilgiyi artırıyor.
TRT HOŞGÖRÜ GÖSTERİYOR
Bu arada TRT'yi de eleştiriyorsun? Hiç şikayet geliyor mu?
TRT'nin istediği şey buydu. Kendi içinde bir eleştiri, dalga geçme mekanizması. Bu, gelişimi getiriyor. Radi Hoca'nın söyledikleri normal insanların da söylediği aynı zamanda. TRT'nın Hoca'ya karşı bir hoşgörüsü var. Hatta çok enteresan bizim yaptığımız eleştiriler kaale alınıyor.Eleştirdiklerimden de e-mail geliyor, "Hocam böyle demişsiniz" diye. Mutlaka birilerine dokunuyor program. Amacımız taraf olmak değil. Sadece hayatta yaşadıklarımızı yansıtıyorum. Temel amacımız insanlara 'benim de başıma gelmişti' dedirtmek.
Her gün yayınlanan bu programı yazıp oynamak zor olmuyor mu?
Biz haftanın iki gün çekiyoruz ama günlük bir temposu var. Yorucu ama güzel... Okuldan çok sette öğrendim. Çok e-mail geliyor. 'Hocam bu akşam da bunu konuşur musun' diyorlar. 10-15 dakika konuşup gidiyorum zannedenler var. Bu yazılıyor çekiliyor, demiyorlar.
Fikir üretene kadar uzun bir zaman geçiyor ama yazıya başlayınca bitiyor. Gün içinde sürekli notlar alıyorum. Gece uyurken kalkıp yazdığım bile oluyor. Bunlar tamamen zaman verilemez şeyler. Bazen 5 bölümü yazmak 3 günü alıyor. İşin zor tarafı karakterin tek başına konuşuyor olması. Bir bölüm yaklaşık sekiz sayfa.
Üç günde 90 sayfa yazan da var. Ama ince eleyip sık dokuyoruz. 180 bölüm oldu. Bu 180 farklı hikâye demek. Tiplemeler işine girdik. Yakında değişik karakterler de girecek işin içine. En son evini yaptık Radi Hoca'nın. Araba aldık. Karısını göreceğiz. Seyirci gibi izlemek yeni bir şey eklemek istiyorum.
HERKES NERELİ DİYE SORUYOR
Radi Hoca nereli?Babam İskenderunlu annem İpsalalı. İki şiveyi de severek kullanıyorum. Radi Hoca'nın şivesine hepsinden bir şey koyuyorum. Tam bir Türkiye profili yani. Onun için izleyicilerden çok tahmin geliyor. Kesin Adanalıdır, Tokatlıdır diye bir sürü yorum yapılıyor.
Program sonunda okuduğun sorular gerçekten izleyiciden mi geliyor?
5 soru okuyoruz. Bunun ikisi internetten geliyor. Facebook'ta 13 bin civarında bir takipçimiz var. Bu, televizyon programına göre iyi bir rakam. Günde 50-60 farklı ilginç soru alıyoruz. Gençler espiriyle karışık sorunlarını dile getiyor. Çok saçma ama bir tespit içeren sorular bunlar.
Ben şahsen beğendiğim bir programın Facebook sayfasına girip 'beğen'i tıklamam. Tıklasam takip etmem. Takip etsem uğraşıp soru göndermem. Metin yazarları bu iş için para alıyorlar. Ama izleyiciler beleşten soru gönderiyor ve katkı veriyor. Kemik bir izleyicisi var.
KENDİME KENDİM OLMADIĞIM İÇİN GÜLÜYORUM
Özellikle blok flütlü müzik eğitimini eleştiriyorsun. Senin derslerle aran nasıldı?
Ben pek ders sevmedim. Sevdiklerim de hocalarından dolayıydı. Bir tarihçimiz vardı mesela, yaşayarak anlatırdı. Onu çok severdim. Analitik geometri ve kimyadan nefret ettim. Müzikten de hiç başarılı olamadım.
Ama ne zaman bu eğitim sistemden çıkıp üniversiteye adım attım. Üç ayda gitar öğrendim. İki ayda ney üflemeye başladım. Hocalarına 'Radi Hoca' lakabını takanlar varmış. Kanalda bir okul ortamı oluşturduk. Ben isterdim Radi Hocamız gibi biri olsun.
Haftada 30 saat ders var. Biri böyle olsa çocuk okula gitmeyi sever. Okul arkadaşların da izliyor seni. 'Aaa bak bizim Murat bu' mu diyorlar?Televizyona çıkmam kimseyi şaşırtmadı. Ama Radi Hoca'yı izleyip ama benim olduğumu bilmeyen arkadaşlarım çıktı. Bir röportaj sırasında bile çok güldük. Çekimde her halde kırılıyorsunuzdur?
Evet çok gülüyoruz. Çekim aksıyor. Üç programda bir kilitleniyoruz. Kendime, kendim olmadığım için çok gülüyorum. Çekimde olmadı diyorum ama izleyince çok gülüyorum. Gerçekten böyle bir adam olsa ve böyle söylese diye düşündüğümde kopuyorum. Bi gidişle ileride seni çok iyi yerlerde göreceğiz. Nasıl bir hayalin var?
Bir sitkom hayalim var. Yazıp oynamak istiyorum. Film çekmeyi arzu ediyorum. Televizyonun hayatımda her zaman olmasını istiyorum. Çünkü televizyonda sinema da tiyatro da oyunculuk da bir arada. Bir dizide herhangi bir karakter değil ufak bir program olsun benim olsun diye düşünüyorum.Türkiye'nin her yerini gezdim. Çok çeşitli insan tanımak çok önemli. Doğu'da bir sofraya oturmak benim için bir şans. Boş zamanlarda çok gezdim. Ali Devrim Oğuz / Mersin
Tek ayak üstünde fişi pirize taksak elektirik çarpılma ihtimali yüzde 50 azalır mı?
CEVAP: Azalır oğlum. Hatta şöyle havaya zıplayıp, bir süre asılı kalıp öyle prize takarsan elektrik çarpılma olayı yüzde yüz azalır evladım. Tam tersi emekler pozisyonda, eller kolllar ayaklar dizler ayakta takarsan çarpılma ihtimalin yüzde 200 artar...
Evladım bu işleri bırah. Güvenliğini al, terliklerini giy. Adam gibi güvenliğini al, ellerin ıslak değilken al priza tak. Elektikle uğraşma, elektrik elektronikle uğraş oku adam ol... Erkan Yoğurt / Etiler
Radi Hocam, hız limitleri artırılıyor biliyorum. Ama o ne öyle hocam; 110'dan 120'ye artırılıyor. Ben Ankara'ya 200'le gidiyor, 250'yle geliyorum. Bizi de görsünler.
Sevgili evladım 200'le gidip 250'yle geleni zaten göremezler. Sen bir gider bir gelir bir gider bir gelir sonunla bir yere toslarsın.

Benim sana tavsiyem, eşinle dostunla ailenle vedalaş. Spidi Gonzalesliğin lüzumu yok evladım. İspanyol sıçanlığı yapma. Madem hızlı gitmek istiyorsun bin uçağa 700-800'le git...
Hüngar Cıbıl, Hisar
Hocam, kapalı ayakkabıyı çıplak ayakla giyince neden mantar oluyor? Ayakkabılar mantardan mı yapılıyor?
Sevgili Hünkar, eğer ayaklarını düzenli yıkamazsan veya çıplak ayakla ıslak ıslak ayakkabıyı giyersen ssenin ayağında mantar da olur, mercan da pisi pisi balığı da ahtapot da olur evladım. Kendine bir çekidüzen ver. Yoksa ayakların çeşit çeşit okyanus canlılarıyla dolar evladım. İçimize kaldırdın akşam akşam.
Haber Kaynağım :
http://www.skyturk.net/
Radi Hoca’da herkesin öğretmeninden biraz var
* Radi Hoca nasıl çıktı ortaya?
Radi Hoca daha önce hem tiyatroda, hem de önceki programımda kullandığım skeçteki bir tiplemeydi. Daha sonra TRT Okul diye bir kanal açıldığını duyduk ve ona uyarladık.
TRT Okul’un konseptiyle çok uyuşan bir şey olunca ve çok da beğenilince başlamış olduk. Herkesin tipik hocalarından biraz koyduk; kullandığı kelimeler, öğrenciye olan tavırları, elindeki anteni, tebeşir atması...Bir sürü de mail geliyor zaten “Hocam sizi bizim kimyacıya, coğrafyacıya benzetiyoruz” diye. Eskiden okullarda Mahmut Hoca gibi Hababam Sınıfı’ndan isimler takardık hocalara, şimdi Radi Hoca diye isim takıyorlarmış.
* Bu işi TRT’de yapıyorsunuz ve hafif de olsa hükümeti eleştiriyorsunuz. Öğretmen maaşlarının az olduğunu söylüyorsunuz mesela. Nasıl oluyor bu?
İşin en ilginç ve dikkat çekici yanı da bu. Çoğunlukla “Helal olsun ne güzel söyledi, hem de TRT’de” diye yorumlar alıyoruz. İşe başlarken “Acaba bunları söyleyebilir miyiz?” diye düşünmüştüm. TRT’nin bunun gibi birkaç işe aşırı desteği var.
Mesela “Leyla ile Mecnun” çok alternatif bir dizi, bizimki de çok alternatif şeyler söyleyen bir program. Başka kanalda olsa üç bölümde kaldırılırdı bence reyting almadı diye. Aynı şekilde Radi Hoca gibi kendi kanalının programlarına bu kadar sert laf eden bir program sıkıntı yaşardı.

Biz TRT’de çok rahatız. Bu açıdan yöneticilerden ve genel müdürden çok memnunuz. Biz de dozunu biliyoruz tabii, hakaret etmiyoruz. TRT büyük bir önyargıyı yıkıyor, bilerek ve isteyerek yapıyor bunu bence.
Devlet kanalı etiketi üstüne yapışmış durumda ama haksızlık ediliyor bir yerde. Doğru olan bir şey söylüyoruz, siyasi bir şey değil bu. Benim tanıdığım bir sürü geçim sıkıntısı çeken öğretmen var mesela. Bunu söylemenin siyasi bir şey olduğunu sanmıyorum.
“Bu iş ne kadar gider bilmem ama insanları sıkmak istemem”
* Bilgi Üniversitesi Sinema Televizyon Bölümü mezunusunuz. Bundan sonrası için sinema filmi, dizi gibi projeleriniz var mı?
Bu Radi hoca işi ne kadar gider bilmem ama insanları sıkmak istemem. Yakında dizi projem de yok. Oyunculuk yapmak istiyorum ama daha çok yine kendi yazdığım şeyleri oynamak istiyorum. İnanmadığım şeyi söylemeyeyim isterim. Yoksa bir komedi programında her şeyi yapabilirsin. Hatta durmazsın filmini çekersin Radi Hoca 1,2,3... diye gidersin. Sınırsız malzeme olur ama çok boş bir şey kalır elinde. Bir şeylere dokunarak, bir şeyleri eleştirerek gidersek daha elle tutulur bir şey olur diye düşünüyorum. Böyle bir proje olursa sevinirim. Çünkü eleştirecek çok şey var.
Görüşme için TRT’ye gittiğimde bile tanımıyorlar
* İnsanlar sokakta tanımıyordur herhalde sizi.İmkansız. Sadece sokaktakiler değil, kanalla ilgili bir görüşmeye gittiğim zaman bile tanımıyorlar. Çok memnunum bu durumdan. Bunu kendimi geliştirme sürecim olarak görüyorum. Daha işin başındayım, hatalarım olabilir. Tanınmamam onları da örtüyor bir şekilde.
* Siz olduğunu bilmeden Radi Hoca’dan bahsedildiğine denk geldiniz mi hiç?
Radi Hoca’nın videolarını Facebook’tan yolluyorlar bana. Dışarıda da çok duyuyorum, kahve dükkanlarında kızlar Radi Hoca’yla ilgili konuşuyor mesela. İşin en güzel yanı o karakterin deşifre olmaması bence.
* Biz deşifre edeceğiz ama sizi...
Mutlaka olacak o kadar ama en azından böyle röportajlarla, işin tanıtımına yönelik şeyler olacak. Sağda solda çıkıp “Ben Radi Hoca’yım” diye bağırmayacağım. Bu da güzel bir şey.
Haber Kaynağım :
Milliyet Gazetesi AYDİL DURGUN haberidir.
http://www.milliyet.com.tr/
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


